Su Uyur Düşman Uyumaz
'Su uyur düşman uyumaz' sözü ile sosyal medyadaki bazı zındıka ve fitne şebekelerine dikkat çekmek ve buralarda yapılan bazı paylaşımların, insanın maneviyatını bozup öteki aleme imansız gitme tehlikesi ile karşı karşıya bıraktığını hatırlatmaktır.
"Su uyur, düşman uyumaz" atasözü, tarih boyunca İslam toplumlarını içten ve dıştan çökertmeye çalışan kirli odakların yöntemlerini en yalın haliyle özetler. Günümüzde bu kadim düşmanlık, gelişen teknolojiyle birlikte boyut değiştirmiş; fiziksel meydanlardan sosyal medyanın dijital mecralarına taşınmıştır.
Dış güçlerin maşası haline gelmiş, FETÖ gibi terör örgütlerini kendilerine rehber edinmiş bazı troller ve sinsi hesaplar, bugün İslam’ın kalbine, yani Sünnet-i Seniyye’ye ve Sahabe-i Kiram’a karşı büyük bir algı operasyonu yürütmektedir.
"Kur’an Müslümanlığı" maskesi altında dinsizleştirme projesi güden bu sinsi projenin en tehlikeli yönü, hedeflerini açık bir din düşmanlığıyla değil, "Kur’an Müslümanlığı" veya "Sadece Kur’an" gibi kulağa hoş gelen, masum görünümlü kavramların arkasına saklanarak uygulamalarıdır.
Oysa hakikatte bu yapılar Kur’an-ı Kerim’e inanmamakta; Kur’an’ı kendi batıl emellerine, heva ve heveslerine göre yorumlayabilmek için bir araç olarak kullanmaktadırlar.
Asıl amaçları yüce Allah’ın dinini tebliğ eden, açıklayan ve yaşayarak gösteren Hz. Peygamber’i (s.a.v.) aradan çıkarmak ve Sünnet-i Seniyye’yi geçersiz kılmaktır. Çünkü Peygamber Efendimiz ve O’nun sünneti devreden çıkarıldığında, ayetlerin her biri kitlesel bir yozlaşmaya açık hale getirilecek; din, herkesin kendi kafasına göre biçimlendirebildiği görece bir yapıya dönüştürülecektir.
Sahabe-i Kiram’a saldırı aslında dinin taşıyıcı sütunlarını yıkma çabasıdır. Sünneti yok etmenin ve Peygamber Efendimizin otoritesini sarsmanın en kestirme yolu, O’nun dinini bizlere ulaştıran Sahabe-i Kiram’ı hedef almaktır. Sosyal medyadaki bu zındıka hesapları, adeta bir merkezden komut alırcasına Sahabeyi adalet ve sadakatten uzaklaşmakla, hatta yalancılıkla itham etmektedir.
Hz. Ebu Hureyre, Hz. Ömer Hz. Ali veya Hz. Aişe (r.anhüm) gibi dinin naklinde kilit rol oynayan sahabi efendilerimize yönelik bu sistemli itibar suikastları tesadüf değildir. Dinin birinci kuşak şahitleri ve taşıyıcı sütunları olan Sahabe güvenilmez ilan edildiğinde, onlardan bize ulaşan Hadis-i Şerifler ve dinin pratik yaşantısı da çökmüş olacaktır.
Bu, İslam’ın bin beş yüz yıllık birikimini ve icmaını yok sayma projesidir. Dış güçler ve FETÖ rejenerasyonu gibi yapıların, tarihsel süreçte oryantalistlerin İslam dünyasını içerden parçalamak için kurduğu bu söylemler, günümüzde FETÖ ve benzeri karanlık yapıların dijital trolleri vasıtasıyla yeniden dolaşıma sokulmaktadır.
Kendi ülkesine ve milletine ihanet etmiş, dış güçlerin istihbarat servislerine kölelik yapan bu yapılar; sosyal medyada sahte profiller, bot hesaplar ve cazip grafiklerle gençlerin zihnini bulandırmayı hedeflemektedir.
"Sadece Kur’an bize yeter" sloganıyla hareket eden bu gizli trol ağı, aslında Kur’an-ı Kerim’in "Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de yasakladıysa ondan sakının" (Haşr, 7) ve "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin" (Âl-i İmrân, 31) emirlerini açıkça çiğnemekte ve yok saymaktadır.
Biz Mü'min ve Müslümanlara düşen önemli sorumluluk, basiret ve ferasetle bu çok yönlü ve tehlikeli zındıka faaliyetine karşı her son derece uyanık ve dikkatli olmaktır.
Sosyal medyada din adına yapılan paylaşım ve tartışmalarda, hesabın arkasındaki kimliğe, niyetine ve referanslarına dikkat edilmelidir.
Ehl-i Sünnet çizgisi, İslam’ın doğru anlaşılması için ana gövde olan Ehl-i Sünnet vel-Cemaat alimlerinin metodolojisine ve klasik sahih kaynaklara bağlı kalınmalıdır.
Mutemet kaynaklardan beslenen ve mutemet alimleri rehber kabıl edenler, trollerin kullandığı ajitasyon, cımbızlama ve algı yönetimi tekniklerine karşı gençler uyarılmalı; Sahabe sevgisi ve Sünnetin dindeki yeri doğru bir şekilde aktarılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki din, internet ortamında türeyen anonim hesapların heva ve hevesleriyle değil; Kur’an, Sünnet, İcma-ı Sahabe ve kıyası fukahayı esas alan bir silsile ile öğrenilmelidir.
Müstesna bir ilmi gelenekle günümüze ulaşmış olan dinizmizi, fitne odaklarının tuzaklarına karşı korumak vazifemizdir.



