Başkasının Eğriliği Bizim Doğruluğumuza Engel Değildir
İnsan, doğası gereği çevresinden etkilenen, sosyal ilişkiler içinde şekillenen ve toplumsal dinamiklerle yol alan bir varlıktır. Ancak kişinin kendi hayat yolculuğundaki pusulası, başkalarının yönü veya sapmaları olamaz.
Toplumda çoğunluğun yanlış bir tutumu benimsemesi, hatalı fikirleri savunması ya da dalalet vadilerinde kaybolup gitmesi, bireyin doğru ilkelerden sapması için geçerli bir mazeret sunmaz.
Hakikat, taraftarlarının sayısıyla değil, kendi öz değer ve mantığıyla sabittir. Çoğunluk her zaman hakikati temsil etmez. İşte bu yüzden,
insanların sıkça düştüğü hatalardan biri, kalabalıkların takip ettiği yolu otomatik olarak "doğru" kabul etmektir.
Oysa tarih, kitlelerin toplu halde yanılabildiği, yanlış iddiaların ve yanılsamaların arkasından sürüklendiği örneklerle doludur. Çevremizdeki insanların yanlış bir yöne sürüklenmesi veya hatalı düşünceleri savunması, o davranışları meşru kılmaz.
Doğru bir ilke, tek bir kişi tarafından savunulsa dahi değerinden ve geçerliliğinden bir şey kaybetmez. Hakikate bağlılık, çoğunluğa uymayı değil, ilkeli duruşu gerektirir.
Kişisel sorumluluk ve vicdani muhasebeyi yapabilen her insan, hayatında koyduğu hedeflerden, benimsediği değerlerden ve sergilediği davranışlardan bizzat sorumludur.
"Herkes böyle yapıyor" mantığı, bireysel sorumluluktan kaçışın ve vicdani zafiyetin bir ifadesidir. Başkalarının eğriliği, bizim doğruluğumuzun önünde bir engel değil; aksine dürüstlüğümüzü ve kararlılığımızı sınayan bir imtihandır.
Zor zamanlarda ve yanlışın yaygınlaştığı ortamlarda doğruyu savunabilmek, erdemli bir karakterin en net göstergesidir. Bu yüzdenhakikatin ışığında yürümek icap eder.
Kendi yolunu doğru çizmiş bir insan için çevredeki sapmalar, ancak birer uyarı veya ders niteliğindedir. Bir fenerin görevi, etrafı karanlıkla kaplandığında sönmek değil; aksine o karanlığa rağmen ışık saçmaya devam etmektir.
Zihnini ve vicdanını adalet, dürüstlük ve ahlak ilkeleriyle aydınlatmış biri, başkalarının yanlış vadilerde kaybolmasına bakarak kendi rotasını değiştirmez.
Evet, başkalarının tuttuğu yanlış yollar, savunduğu asılsız düşünceler veya içinde bulundukları savrulmalar, bizim doğru yoldaki kararlılığımıza sekte vurmamalıdır.
Kendi istikametini hakikat üzerine kuran bir insan, etrafındaki çalkantılara ve yanlışlara rağmen kendi yolunda güvenle, azimle ve dimdik yürümeye devam eder. İşte bu yüzden Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'deki; “Başkasının dalaleti sizin hidayetinize zarar vermez” (Mâide Suresi'nin 105.) ifadesi bize bu gerçeği anlatmaktadır.