Menü Merkezden Haber
Musa Has

Musa Has

Tarih: 08.11.2026 10:08

Asıl Makam Allah’ın Katındaki Makamdır

Facebook Twitter Linked-in

Asıl Makam Allah’ın Katındaki Makamdır

Hakiki izzet ve hakiki makam, fani dünyanın aldatıcı süsleri ve makamlarında değil Allah'ın yanındadır.

​İnsanlık tarihi boyunca güç, makam, şöhret ve servet peşinde koşanların hikâyeleri, geçici başarıların hırsıyla doludur. 

Dünyevî unvanlar, koltuklar ve makamlar, insana kısa süreli bir kudret hissi verse de, hakikatin terazisinde oldukça hafif kalmaktadır.

İslâm düşüncesinde ve tasavvufi gelenekte sıkça vurgulandığı üzere; asıl kalıcı, şerefli ve nihai makam, kulun Yaratıcısı katındaki yeridir. Fani dünyanın sunduğu geçici imkânlar karşısında, ebedî saadeti ve ilahî rızayı merkeze alan bu anlayış, insanın hayat pusulasını belirleyen en temel mihenk taşlarından biridir.

​​Kur'an-ı Kerim’de dünya hayatının geçiciliği ve süsleri pek çok ayette tasvir edilir. İnsan tabiatı itibarıyla övgüye, makama ve tahta meyilli yaratılmıştır; ancak bu meyil doğru kanalize edilmediğinde insanı hakikatten uzaklaştırır.

​Geçici bir gölgelik olan dünya hayatı, bir yolcunun ağaç altında soluklanması gibidir. Ne kadar büyük bir unvana sahip olunursa olunsun, ömrün nihayeti bu geçici dünyadan ayrılmakla sonuçlanır.

​Mal ve evladın aldatıcı cazibesi bizi daima aldatır. Kur'an, "Mal ve evlat, dünya hayatının süsüdür; kalıcı olan salih ameller ise Rabbinin katında hem sevapça daha hayırlı hem de ümit bağlamaya daha layıktır" (Kehf, 46) buyurarak gerçek değerin unvanlarda değil, erdemli yaşayışta olduğunu hatırlatır.

​Tarih boyunca saraylar inşa eden, krallıklar kuran nice şahsiyet, zamanın süzgecinde silinip gitmiştir. Baki kalan ise Hakk katında kazanılan samimiyet, adalet ve güzel ahlaktır.

​İslâm nazarında gerçek izzet (şeref ve yücelik) Allah’a ve Resûlüne aittir. Bir kulun Allah katındaki değeri, onun dünyadaki ekonomik gücü veya makamının büyüklüğüyle ölçülmez.

 "Şüphesiz Allah katında sizin en değerli olanınız, takvaca en ileri olanınızdır" (Hucurât, 13) ayeti, makam ve rütbe hiyerarşisini kökten değiştirir. Allah katında geçerli olan tek üstünlük ölçüsü takvadır; yani Allah’a olan sadakat, sorumluluk bilinci ve kul hakkına riayettir.

Hz. Muhammed (s.a.v.) ve diğer peygamberler, dönemin en büyük makam tekliflerine ve zenginliklerine karşı ellerinin tersiyle itidali seçmişlerdir. Onların hedefi insanların alkışı değil, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın rızasıdır.

​Dünyevî makam hırsı, insanın iç dünyasını kemiren tehlikeli bir hastalıktır. Koltuk tutkusu, kibir, gurur ve başkalarını ezme eğilimi genellikle bu zaaftan beslenir.

Makam sahiplenildiğinde insan, kendisini gücün kaynağı zannetme yanılmasına düşebilir. Oysa her makam bir emanettir ve geçicidir.

Aslında her unvan ve makam, topluma hizmet etmek, adaleti tesis etmek ve iyiliği yaymak için birer vesiledir. Makamın kendisi amaç haline geldiğinde, insanlık ve hakkaniyet arka plana itilir.

​​İnsanın hayatını anlamlı kılan, ölüm ötesi yolculuğunda yanına kâr olarak götürebileceği erdemlerdir. "Asıl makam Allah’ın yanındaki makamdır" idrakiyle yaşamak, insana şu erdemleri kazandırır:
​Alçakgönüllülük (Tevazu): Dünyadaki unvanların geçici olduğunu bilen insan, kimseye karşı büyüklenmez.
​Adalet ve Hakkaniyet: Makamını bir güç gösterisi olarak değil, mazluma el uzatma fırsatı olarak görür.
​Huzur ve Tatmin: Kalıcı olanın övgü değil, vicdani huzur ve ilahî rıza olduğunu idrak ettiği için içsel bir dinginliğe kavuşur.

​Fani hayatın çalkantıları içerisinde insan, bazen parıltılı kabullere aldanabilir. Ancak tarih ve hikmet bize göstermektedir ki; en yüksek makam, Allah’ın rızasını kazanmış bir kalple huzuruna varabilmektir. Dünyanın tahtları yıkılır, unvanları unutulur; fakat hakikat yolunda kazanılan onurlu duruş ve Allah katındaki makam ebediyen baki kalır. Asıl kazanç, bu fani dünyada hakiki izzetin sahibine kul olabilme bilincini koruyabilmektir.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —